Google Book

Posted: 21 Kasım 2018 Çarşamba by OmerFaruk in
0

Google ismine kaynaklık eden 1913 tarihli Google Book yazarı Vincent Cartwright Vickers

Bank of England guvernörlerinden olmaklığının yanısıra rönesansın mimarlarından Medici ailesinin namını taşıyan Medici Cemiyetinin de mütevellilerinden imiş. Medici Cemiyeti Google Book'un naşiri imiş.

İmparatorluğun Türkçülüğü

Posted: 12 Kasım 2018 Pazartesi by OmerFaruk in
0

Miat en geç pazar akşamları demiştik, zincirin ilk halkası daha da zayıflamadan yazalım.
Sevan Nişanyan buloğunda çok ciddi bir tezi işlemeye devam ediyor; artık hipotez olmaktan çıkmak üzere. Nişanyan'a göre Ankara Savaşı'nın ardından yeniden kurulan imparatorluk temellerini Orta Asya üzerine bilinçli bir biçimde bina etti: Bu dönemde hanedanın köklerini Oğuz Han'a uzatan ilk tarih kitapları yazıldı; Diyar-ı Rum'daki bütün yer adları türkçeleştirildi; arı duru bir Türkçe asırlar sonra yazılan çokça eserle yeniden yazı dili haline getirildi.

Yazmak gerek

Posted: 8 Kasım 2018 Perşembe by OmerFaruk in
0

Fikirleri teşkil etmek için yazmak gerekiyor. Bu sebeple öncelikli olarak aşağıdaki alanları belirledim:

  • Tarih
  • Afrika 
  • Kullanılası kelimeler lügatçesi
  • Rubailer

Saygıdeğer  bir yutuber olan Barış Özcan'ın tabiriyle zinciri kırmamak için miat en geç pazar akşamları olsun.

Yedi Hür Sanat

Posted: 26 Temmuz 2013 Cuma by OmerFaruk in
0

Roma'nın Hristiyanlaşarak batıdan silinmesinin ardından Orta ve Batı Avrupa'da antik yaşam tarzının ve dünya görüşünün yeniden doğuşuna (rönesans) dek geçen süreye Orta Çağ deniyor. Orta Çağ'da Kavimler göçüyle çoğunluğunu German ve Slav boylarının oluşturduğu kitlelerin Roma kültürce özümsenemeden şehirleri işgal etmeleriyle "Avrupa medeniyeti" büyük bir yıkım geçirdiğinden söz edebiliriz. Avrupa tarihinde toprak ağalığı dönemi (feodal) olarak da adlandırılan bu devirde bilim ve felsefe Roma Cumhuriyeti ve Hellen demokrasileri dönemindeki gibi halkın kolaylıkla ulaşabildiği standart konumunu kaybetmiş, yalnızca soylular, zenginler ve rahiplere has meziyet addedilir olmuştu. İşte bu dönemde özellikle German ve Slav kültürlerinin haberdar olmadıkları antik Hellen mirasını işleyen Müslüman ilim adamlarının emekleriyle Batı Avrupa'da ruhban olmayan hür kişilerin eğitimimin ana çerçevesi çizilmişti. Buna göre eğitimde modernleşme baş gösterene dek eğitimli bir birey, bir centilmen, hatta genç bir şovalye

  • Dil Bilgisi
  • Hitabet
  • Mantık
ve
  • Matematik
  • Geometri
  • Müzik
  • Astronomi
olmak üzere yedi dalda eğitim görmüş olmalıydı.

Yayın Başlığı

Posted: 4 Mayıs 2013 Cumartesi by Mengüalp in
2

Selam nbr deneme 1-23--3

X Bunu Okumalı Bence

Posted: 20 Şubat 2012 Pazartesi by Mengüalp in Etiketler:
0



Şimdi ben buraya ne yazsam sen referans olarak algılayıp doğru mu kabul edeceksin?


Giriş-Çıkış

Posted: 7 Aralık 2011 Çarşamba by Mengüalp in Etiketler:
0

Bazı frekanslar vardır, her filtreyle süzülmeyen. Çözümü basittir, belki bi formülden ibaret. Lakin konuyu bilmiyorsan, beyhudedir. Karakteristiğe birim impulse girişi verip, çıkışı gözlemlemek isteyebilirsin. En doğal hakkın. Dikkat et, çıkış cevabından transfer fonksiyonu sorumlu değildir.

İnanmak ve Düşünmek

Posted: 12 Haziran 2011 Pazar by Mengüalp in Etiketler: , , ,
0



bebeklerin numaraları 1:imanlı, 2:imanlı olmayan olsun. 

dk 00:12: 1nolu iyimser fakat inandığı konunun alt yapısı boş değil bildikleri var, 2nolu rasyonalist sadece elindeki örnekleri değerlendirerek harekete geçiyor çünkü sadece kendini baz alıyor.

dk 00:33: 1nolu mütevazilikle pozitif yanlarından bahsediyor, 2nolu kendi benliğinden ödün vermeden devam ediyor.

dk 00:48:1nolu mütevaziliğe devam ediyor ve ekliyor; bildiği inandığı güzel bir şeyi anlatıyor ve teşvik ediyor. 2nolu yine elindeki örneklerinden ve aklından yola çıkarak 1nolu'nun söylediklerine inanmayı bile geçip anlamya bile çalışmıyor.

dk 1:02: 1nolu baktı ki kendi metoduyla anlatamıyor, 2nolu'nun anlayacağı metodla anlatmaya başlıyor. 2nolu görmediğine inanmıyor.

dk 1:15: 1nolu inandığının arkasından gitmeye devam ediyor ve 2nolu'nun anlayacağı türden gerekçe de sunuyor ve devamında inandığı(!) şeyi inandığı gibi ekliyor,

aslında var olduğunu bildiğimiz bir gerçeği(yaşamı), sadece o an dilimi ile var olduğunu kanıtlayamayacağı bir yakınına(karındaşına) açıklamaya çalışıyor. 1nolu kişi 2nolu kişiye gerçeği anlatmak için daha ne yapsın?akleden kalp ise 2nolu'da eksiktir.aklın mutmayin olmayışı, her daim vardır ve olacaktır.önemli olanın ne olduğu değişir, asıl önemli olmayan sorgulayan akıldır.

-
not: üstteki yorum videonun yorumu değil, sadece videoda bahsi geçen bakış açılarından feyz alınarak yazılmıştır.

Düşün düşün, nereye kadar?

Posted: 7 Haziran 2011 Salı by Mengüalp in Etiketler:
0

anaokuluna başla, arkadaşlarınla tanış. oyun oyna, kavga et, mutsuz ol, düşün.
eve gel yaramazlık yap anne-baba kızsın, mutsuz ol, düşün.
ilkokula başla, derslere gir, dersleri anlamaya çalışırken düşün. sınav yaklaşırken evde ders çalış, düşün.
karnelerin verilmesinden önce evde bekle, düşün.
ortaokula geç, bilmediğin yeni şeyler öğren gerek kendinle ilgili gerek çevrenle ilgili gerekse de yeni süre-gelen akım/oluşum/düşüncelerle ilgili.. yine düşün..
orta sona gel, lgs'ye hazırlan eşşek gibi harıl hurul düşün. sınavına gir düşün, sınavdan çık düşün, liseye gel yine düşün.
lisede daha da ağır dersler gör, düşün. etrafındakilerle beraber büyüdüğünü gör, yine düşün.
lise sona gel,öss'ye eşşekten beter hazırlanırken daha da fazla düşün. sınavına gir düşün, sınavdan çık daha beter düşün, sınav bitsin üniversiteye gel, önceden düşündüğün kabul gören gerçekleri ve düşünceleri yık yeniden daha titizlikle ve detayla hassas bir şekilde düşün..
üniversiteye gel, düşün icraat yap. ilk sene cik ol, düşün. ikinci sene bölüme adapte ol, yine düşün. üçüncü sene derslerin sorumluluğu ağır bir şekilde üstüne binsin düşünmekten hayati gerekliliklerini yapmayı unut, ama düşünmeyi asla unutma(yemek yemek,uyumak, nefes almak vs..).
henüz üniversite son sınıfta olduğumdan geleceği de düşünmeyi ihmal etmeyerek düşünmenin ne kadar fazla yapıldığını hatırla ve artık düşünme ipinin ucunu kaçırdığını görünce şöyle bir dur ve "neden böyle" diye (yapcak bir şey yok, düşüneceksin) tekrardan bir düşün.


şöyle bir geriye baktım da; ben anaokulundayken balon istiyordum.balon alamadım.
ilkokuldayken oyuncaklar istiyordum, alamadım.
ortaokuldayken neler neler istemeye başlamıştım, piyasada yine yoklar.
lisedeyken, elimde olanlara yeni bir şeyler istemedim, hep elimde olup bozuk(!) olanları değiştirmek istedim.
üniversitedeyken, tecrübe kazanmaya çalışıyorum. kendi başına öğrenciyken, maddi olarak istemek zaten zor, nasıl yeni bir şeyler isteyeceksin? anca hayal kuruyorsun, şu şöyle olmalıydı, bu böyle..

bu yazıyı niye yazdığımı biliyorum da, ne amaçla yazdığımı bilmiyorum.

düşündün ya, hani? ee? elde ne var? sonuç? düşünerek ne geçti eline? he, belki olasılıklar tutsa, sadece ve sadece senin düşündüğün şekliyle sana bütün parçalar gelse, belki düşündüğünü hatırlayıp da yorumlayabilir, kendini katılımcı zannedip yukarlarda gezinen hayal kervanına sen de katılabilirsin. hoş, şüphe yok ki, katılacaksındır da.

ama önemli bir kısmı unuttun! düşündün de, ya hissedip istediklerin? hani anaokuluna giderken balon istemiştin ya, neden balonun olmadı? hani bir şeyleri değiştirmek istedin de, neden değiştiremedin? neticede değiştiremedin, istedin ama değil mi? hani bir zamanlar gök yüzünde bulutlara bakıp, düşlediğin hayaller vardı ya, kendince kusursuz olanlar hani.. heh, işte hala düşlüyorsun onları. istiyorsun. hayatını feda edebilecek derecede hem de. daha neredesin? neyi bekliyorsun? nedir bu mazlumluk? neden korkuyorsun?!? daha neyi düşünüyorsun???

derin bir "off çekmek" gelsin benden. bizzat BENden.düşünüyorum da, hakikaten icraat yok. düşlüyorum da, yine yok. düşünmekten vaz geçseeeem ayrı dert, geçmeseeeem ayrı..

sadece şunu biliyorum, bütün benliğimle olsun istiyorum.

Geri zekalı ben

Posted: 7 Nisan 2011 Perşembe by Hakan in
0


Bir bela sanırım üstüme dolaşan. Bilmem kimin laneti. Bir piramide mi girdim sanki, bir taşı kaldırdım da üzerime bir lanet mi sıçradı!? Ne oldu?! Bu sefer niye bu acılar. Mutlu olmak mı önemli, mutlu etmek mi? Kaçıp gitmek mi lazım buralardan yoksa kalıp savaşmak mı? Bu yola çıkarken savaşacağız diye sözleşmedik mi? Peki ya bu kaçışlar niye? Niye Hakan? Söz mü?! söz!. Sana söz! olsun ki savaşacağız. Göz yaşlarımızla birlikte savaşacağız. Kime ve neye karşı peki. İnsan en sevdikleriyle savaşırmı? Bir an olsun ateşkes olsa. Savaşmasak ve hep böylece kalsak. Ama ne mümkün. Ya savaşacaksın, ya kaçacaksın. Savaş meydanında başka bir alternatif yok. Evet bir yol daha var aslında. Teslim olmak ve aman dilemek. Ben aman diliyorum. Ne olur beni affedin. Affet beni sevdiklerim. Bu savaşın tek suçlusu benim. Beni affedin. Sizinle savaşamam. Kimsenin canı yanmasa ve öylece unutuversek herşeyi. Şimdi sarhoş olsam ve unutsam. İşte alkolik olma nedeni. Ne kaçabilmek, ne kalabilmek Ve bütün bu savaşın ortasında sebep olarak durmak. Kaçarsam hayatta kendimi hiçbir zaman affetmem. Kalırsam ya.Savaşmak öyle kolay değil ya. İşin içinde can var canan var. Şimdi en baştan başlamak lazım. En baştan sevmek ve uğrunda savaşmak ya da kaçmak. Terketmek, kopmak ve gerizekalı ben.

Ben de varım!

Posted: 5 Nisan 2011 Salı by Mengüalp in Etiketler: , ,
0

Yatta!
An itibariyle; 

artık küçük sularda yüzmediğimi -kötünün iyisi olmadığımı-,

o büyük okyanusa açıldığımı -iyinin kötüsü olduğumu-,

hissediyorum.

ve "Hadi kapışalım" diyorum!

0


Burada Einstein'ın ne demeye çalıştığını açıklayabilmek için einsteinin kendisi olmak gerekir. o yüzden kendi anladığımı açıklayacağım;

konunun tamamı, resmin tamamı olsun.
konuya hakım olmak, resmin tüm detayları(!) olsun.
dışarıya aktarmak-öğretmek de, resmi boyutlandırıp şekillendirebilmek olsun.

konuya yetkin(!) derecede hakim olabilmek için,o resmin tüm detaylarını bilmek gerekir.tüm detayları kalıbının bi sınırı olmadığını düşünüyorum(uzay-samanyolu galaksisi-güneş sistemi-dünya-ülke-şehir-ilçe- apartman-daire-oda-birey-insan uzvu-el-parmak-tırnak-karınca-karıncanın uzuvları-mikrop vs..[google earth] vs..) bu örnek sayısının teknolojinin ilerlemesiyle daha da derine ineceği gerçeğini belirterek,

konunun tamamının olduğunu (nacizhane) betimleyemeyeceğimi düşündüğüm üzere ve resme hakim olmanın ne kadar kapsamlı bir şey olduğunu vurguladıktan sonra,

tıpkı google earth'de tek tuşla tüm dünyayı görebileceğin ve detaylı olmasa bile kritik özellikleri görebileceğin bir görüntü oluşacağını düşünürsek, konuya ne kadar hakimsen(hakim olmak o ufacık detayların değerlerini de bilmek yeter-şart anlamı da içerdiğinden) çok basite indirgeyerek bu resim hakkında en ufak bir fikri olmayan birisine, bir o kadar basit bir şekilde anlatabilirsin. ve basite indirgeyerek anlatılamıyorsa eğer, konu yeteri kadar anlaşılmamışdır.

0



Fanatik Fenerbahçe taraftarı egosu.

Duygu Karakteristiği

Posted: by Mengüalp in Etiketler: ,
0

Her insan farklı bir alem, her bir insanın duygu-düşünce-tamamı da ayrı bir karakteristiğe sahip olarak nitelendirirsek, her bir bireyin kendisini her bir birey için ayrı ayrı modüle edilmiş(tasarlanmış)  bir manyetik alana benzetebiliriz. Bu manyetik alanlar her kişi için değişken modülasyonlar(karakteristikler) gösteriyorsa,her ayrı kişi için bu modülasyonu(karakteristiği) bozan kişiye özel bir mıktanıs vardır. Bu mıknatıs sabit manyetik alanı bozarak manyetik alanı kaosa sürükler.Bu noktada kaosa çözüm olarak, mıknatıs ve manyetik alanın karşılıklı demodülasyonu gerek ve şarttır.



statik manyetik alan çizgileri
kaotik manyetik alan çizgileri

Koordinasyon Şeması

Posted: by Mengüalp in Etiketler:
0


Tam olarak karınca yuvası gibi olmalıdır: dıştan bakıldığında tek giriş-çıkış, içeriden bakıldığında tamamen kompleks bir yapı.

Patenti de bizzat bana aittir. 

"® ©" bunları koyunca oluyor.

Mesleki Tercih

Posted: 15 Mart 2011 Salı by Mengüalp in Etiketler: , ,
0

Günümüz şartları izin verseydi eğer, mühendislik okumak yerine demirci olmak isterdim. İngilizcesi daha çok hoşuma gidiyor aslında, blacksmith. Uzak nedenlerinden birisinin de, dedemin dedesinin bir demirci olmasıdır. Hatta soyadımız da burdan geliyor. İki nesil büyük dedeme, demir döverken "yavaş ol"masını söyleye söyleye, soyadımızın "Yavaşoğlu" olduğu söylenir. Keşke yaşam şartlarımızı kendimiz seçme imkanımız olsa idi.

Mustafa Buyurgan - Dombra Hakkında

Posted: 1 Mart 2011 Salı by Mengüalp in Etiketler: , , , ,
0

Satranç Hakkında

Posted: 29 Ocak 2011 Cumartesi by Mengüalp in Etiketler:
1

skaak = dacke = escachs = sachy = skak = sakoj = shakki
echecs = catur = chess = scacchi = sachmatai = sjakk
schaakspel = szachy = xadrez = sah = ajedrez = schack
schachspiel = sakk = satranç

"Satranç hakkında, hayat için çok uzun olduğu söylenir ama bu satrancın değil, hayatın kusurudur."
Irning Chernev

"Satrancın esası onun ne olduğunu düşünmektir."
David Bronstein

"Satranç tahtası insan zihninin jimnastik salonudur."
Pascal

"Satranç tahtasında tüm denizlerdekinden daha fazla macera vardır."
Pierre Mac Orlan

"Satranç zihinsel işkencedir."
Kasparov

"Kafanız karışıksa, satranç oynayın"
Tevis

"Hayat satranç için çok kısa"
Byron

"Kaybeden her zaman hatalıdır."
Panov

"Satranç insanlık için bir lanettir."
H.G.Wells

"Satranç analiz sanatıdır."
Botvinnik

"Beni yenen herkesten nefret ediyorum"
Lisa Lane

"Satranç Capablanca'nın ana diliydi"
Reti

"Bırakın mükemmeliyetçiler yazışmalı satranç oynasınlar."
Seirawan

"İyi oyuncu her zaman şanslıdır."
Capablanca

"Satrançta kahramanlar yoktur."
Cory Evans

"Tek bir kötü hamle kırk iyi hamleyi boşa çıkarır."
Horowitz

"Yaşım arttıkça Piyonlara da daha çok değer vermeye başladım."
Keres

"Eğer içki çalışan kesimlerin laneti ve çalışmak içen kesimlerin lanetiyse, satranç da düşünen kesimin lanetidir."
J. Ross

"Piyon vermektense parmak vermeyi tercih ederim"
Rueben Fine
Bu alıntı analizlerde çok sık kullanılır. Bir keresinde yaklaşık 40 kişi önemli bir oyunun canlı olarak izlemektedirler. Oyunculardan biri Piyon alttadır ve yeterli kompansasyon olup olmadığı tartışılmaktadır. Ustalardan biri Fine'ın "Piyon kaybetmektense parmak kaybetmeyi tercih ederim" sözünü anımsatır. Büyükusta Roman Dzindzichashvili şöyle cevaplar:
"Bu kimin Piyon'u ve kimin parmağı olduğuna bağlıdır"

"En zoru, kazanılmış oyunu kazanmaktır."
Em Lasker

"Aslında en zoru, kayıp oyunu kazanmaktır."
Dr. Dave

"Her hatada doğru bir yan vardır."
Tartakower

"Satrançtaki pişmanlıktan daha büyük bir pişmanlık yoktur."
H.G.Wells

"Hap almadan dizleriniz tutmuyorsa, satranç oynayamazsınız"
Karpov

"Tüm satranç ustaları bir körleme oyun oynayabilirler"
Kaltanowski (Körleme rekoru sahibi)

"Gidişat taktik olunca, bilgisayarların da gidişatı başlar."
Hyatt

"Morphy büyük olasılıkla tüm dahilerin en büyüğü idi"
Fischer

"Rakip Şahın kellesi için hiç bir bedel büyük değildir."
Koblentz

"İki tür feda vardır: doğru olanlar ve benimkiler"
Tal

"İyi kalpli iseniz satranç oynayamazsınız"
Fransız atasözü

"Şöhret... Zaten sahibim. Şimdi paraya ihtiyacım var."
Yaşlı Steinitz

"En iyisi rakip taşları feda etmektir"
Tartakower

"Atağın birinci şartı: rakibinizin gelişmesine izin vermeyin!"
Fine

"İyi bir hamle görünce, bekleyin, daha iyisini arayın"
Em. Lasker

"Satranç akılla oynanır, ellerle değil!"
Renaud ve Kahn

"İstenilmedik bir pat yaratmak aptallığın zirvesidir."
Anonim

"Taş kaybetmemek için çok oyun kaybedilmiştir"
Tartokower

"Hatalar tahtanın her yanında yapılmayı bekleniyorlar."
Tartakower

"Satranç tahtasında yalan ve iki yüzlülük çok fazla yaşayamaz"
Em. Lasker

"Neredeyse kesin olarak, oyun teorik açıdan beraberedir"
Fischer

Karmaşık

Posted: 31 Aralık 2010 Cuma by Mengüalp in Etiketler:
0

Tesadüflere inanır mısınız? Ben inanmazdım. Yanılmışım. Yine yanılmışım, ama olsun mutluyum. Bir önceki günden  bir adım önde olmak her zaman güzel bir hissiyat. Yaklaşık dört saat kadar sonra elektrik makineleri-I dersimin vizesinin telafisi var, bense %10 çalışmış durumdayım ve buna rağmen yazıyorum. Evet, doğaçlama, içimden gelerek. Belki dersten kaçarak, ama olsun. Biliyorum ki, bunu yazmıyor olursam kaybedeceğim tek şey, bu yazının kayıt olarak bir kenara düşülmesi olacaktır.

Odamın camı açık. Dışarda kar yağıyor. Bense arkamdaki duvarın da soğukluğuyla epey titriyorum. Tabi az önce içtiğim 600cl'lik redbull'un da etkisi var bunda. Biraz yorgunum. Çalışmaktan ya da bu kaçışlarımdan değil de, daha çok sakin ve temiz kafayla düşünememekten yoruldum. Her daim bir stres, telaşe.. Kendimden bir döküntü var şu anda karşınızda. Çok bir işe yaradığından değil de, daha çok kendi çapında hezeyanlarından biraz olsun gerçeklerden soyutlanmaya çalışmamdan bu döküntüler.

İç yolculuğum adını verdim ben bu döküntü halime gelmeme sebep olan hayat dilimime. Ne güzel ki, ne mutlu ki bana, yapmayı istemediğim şeylerden arındırdım kendimi, tamamen olmasa da bu bir başlangıç ne de olsa. Bilinçi ya da bilinçsiz fark etmeden, baskısız bir şekilde arındırdım kendimi istemediklerimden. Bu soru işareti mi uyandırıyor? Öyleyse; kendi isteğim dışı oluşan odamın ışığını kapatmam bile buna dahil.

Tesadüf dedim, iç yolculuğa çıktım. Evet, aynen de öyle. Hayat bütünüyle bir, ve bu hayat benimkisi. Benim ki de böylesi işte. Tasviri ayan, eleştiride yayvan, bi o kadar da perişan.

Olsun. Hiç inzivaya çekilmek nasıl bir şey düşündüğünüz oldu mu? Kendi çapımda yapmaya çalıştım ben. Ne kadar başarılı oldum bilemiyorum. Lakin, sonuçları bence aşikar. Bunları yazıyorum, size de göstermem gerekmez mi? Şart değil, dipnot benimkisi..

Şapşal bir mutluluk vardı. Sırasıyla, heyecanlı, hüzünlü, meraklı, endişeli, mutlu, hüzünlü.. değişti, değişmeye devam da edecek. Biliyorum. Biliyorum, çünkü farkındayım. Umursamazım sanki oradan değil mi? Sizce evet, bence hayır. Benimkisi bir seçim. Kendi yolumdan gitme seçimi, isteği, kararı ve noktası.

Benim dertlerim sadece beni ilgilendirir, başka herhangi birisini asla ve asla değil. Çok atara gerek yok, antiparantez bu biraz da. Ama dışa vurumum benim nitekim. Hani kişilerin yüzlerine bunu haykırmıyorum ya, buraya haykırasım geldi işte. Ne zamandır benim sorumululuklarım, sizinkiler oldu ki zaten? Bunu hiç anlayabilmiş değilim.. Ben yapıyorsam, yine benim bileceğim iş :).

Velhasıl kelamül cafcaf, mutluyum. Niye mi? Somut sebep mi olsun illa ki? Gerek yok, kendim biliyorum ve buraya da notumu düşüyorum.

Afıt: Sonsuz katkısı olan Sn. M.T.'ye teşekkürü borç bilirim.

Dipnot: İlerde bakınca bu yazıya hayıflanma. Çünkü bu sensin.

Anime ve Manga

Posted: 24 Kasım 2010 Çarşamba by Mengüalp in Etiketler: , ,
0


Anime-manga yani japon çizim kültürünü takip ediyor, bir de torrentten hızlı erişim imkanınız var ve orjinal dili japonca olup alt-yazı'yı ingilizce veya alt-yazısız sorun etmiyorsanız şayet, kısacası anında takip etmek istiyorsanız;
işte size hızlı bir torrent paylaşım ortamı: http://www.nyaatorrents.org/

Powered By Blogger